Avrupa, 2026 yazını ölçüm kayıtlarında en sıcak üçüncü yaz olarak geride bıraktı. Batı Avrupa’da ise mevsim ortalaması tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre kıtanın yüzde 52’si çok güçlü sıcaklık stresine maruz kaldı.
Copernicus, çok güçlü sıcaklık stresini hissedilen sıcaklığın 38 dereceyi aşması olarak tanımlıyor. Yaz boyunca Avrupa yüzölçümünün yarısından fazlası bu eşiği gördü. Kıtanın yüzde 80’inde ise hissedilen sıcaklık 32 derecenin üzerine çıkarak güçlü sıcaklık stresi oluşturdu.
Sıcaklık stresi 41 gün sürdü
Güçlü sıcaklık stresinin toplam süresi 41 güne ulaştı ve sezon sona erdiğinde yeni bir rekora dönüştü. Avrupa’da şimdiye kadar kaydedilen en şiddetli 10 sıcak hava dalgasının dördü de 2026 yazında yaşandı.
Copernicus İklim Lideri Samantha Burgess, bu dönemin ayırt edici yönünün yalnızca tek bir sıcaklık değeri olmadığını, rekorların geniş bir coğrafyaya yayılmasını da içerdiğini belirtiyor.
Batı Avrupa’da yaz mevsiminin ortalama sıcaklığı kayıtların en yüksek düzeyine çıkarken, kıta geneli sıralamada üçüncü oldu. Bu fark, sıcaklık anomalisinin Avrupa’nın her bölgesinde aynı ölçüde yaşanmadığını gösteriyor. Bununla birlikte, geniş alanlarda uzun süre devam eden stres sağlık ve altyapı üzerindeki baskıyı artırdı.
Kuraklık nehirleri ve enerji üretimini etkiledi
Ağustos sonuna doğru kuraklık Avrupa’nın yaklaşık yarısına yayıldı. Nehir debileri, karşılaştırmalı kayıtların tutulmaya başlandığı 1992’den bu yana en düşük seviyeye indi. Düşük su miktarı iç su taşımacılığı, tarımsal sulama ve hidroelektrik üretiminin yanı sıra bazı termik santrallerin soğutma süreçlerini de zorladı.
Nehir seviyelerinin düşmesi, yük gemilerinin taşıyabileceği miktarı azaltabiliyor. Yeterli su derinliği olmadığında şirketlerin aynı yükü taşımak için daha çok sefer yapması gerekebiliyor. Tarımda sıcaklık ve yağış eksikliği bir araya geldiğinde sulama gereksinimi artarken kullanılabilir su azalıyor; bu durum gıda üretimindeki maliyet baskısını büyütebiliyor.
Hissedilen sıcaklık sağlık riskini anlamaya yardımcı oluyor
Sıcaklık stresi, yalnızca havanın termometrede ölçülen sıcaklığından ibaret değil. Nem, rüzgâr ve güneş ışınımı da vücudun ısıyı ne ölçüde atabildiğini etkiliyor. Bu nedenle Copernicus’un hissedilen sıcaklığı temel alan göstergesi, sağlık riski bakımından günlük en yüksek hava sıcaklığına kıyasla daha açıklayıcı bir ölçüm sunuyor.
2026 yazına ait sonuçlar tek başına uzun dönemli iklim eğilimini kanıtlamıyor. Ancak ardışık sıcak yıllarla birlikte ele alındığında Avrupa’daki risklerin yönüne ilişkin işareti güçlendiriyor. Kentlerde gölgelendirme ve soğutma planları, elektrik şebekelerinin yoğun talebe dayanıklılığı ve su yönetimi bu çerçevede aynı uyum politikasının bileşenleri hâline geliyor.