Deprem, tsunami ve volkanik patlamalar öncesinde hayvanların sıra dışı davrandığına ilişkin anlatılar yüzyıllardır aktarılıyor. Bazı gözlemler, hayvanların çevredeki değişimleri insanlardan önce algılayabileceğini düşündürse de bu davranışların güvenilir bir afet tahmin yöntemi olduğu kanıtlanmış değil.
Hayvan davranışlarıyla ilişkilendirilen örnekler
En çok aktarılan vakalardan biri, 1975 kışında Çin’in Hayçeng kentinde yaşandı. Karların üzerinde yüzlerce ölü yılan görülürken bazı çiftlik hayvanları ahırlara girmeyi reddetti, köpekler de durmadan havladı. Yerel yetkililer kenti tahliye etti. Birkaç saat sonra meydana gelen 7,3 büyüklüğündeki depremde binaların yaklaşık yüzde 90’ı zarar gördü; erken tahliye sayesinde binlerce kişinin hayatının kurtulduğu bildirildi.
Tarihsel kayıtlar ve yakın dönem gözlemleri
Hayvanların deprem öncesinde alışılmadık davranışlar sergilediğine dair kayıtların geçmişi MÖ 373 yılına uzanıyor. Helike’de sıçan ve sansarların depremden günler önce bölgeyi terk ettiği anlatısı, bilinen eski örneklerden biri.
Daha yakın tarihli gözlemler de farklı türlerin sarsıntılara tepki verebildiğini gösteriyor. San Diego Hayvanat Bahçesi’ndeki filler, 5,2 büyüklüğündeki deprem sırasında yavrularının çevresinde koruyucu bir çember oluşturdu. Washington’daki bir akvaryumda balıklar ve köpekbalıkları, 4,2 büyüklüğündeki sarsıntı sırasında hızla kaçıştı.
2022’de Avustralya açıklarında takip cihazıyla izlenen bir deniz kaplumbağası, Tonga’daki yanardağ patlaması ve sonrasında oluşan tsunami dalgalarından iki gün önce aniden yön değiştirdi ve sığınabileceği bir alan aramaya başladı.
Bu olaylar, hayvanların çevresel değişimlere insanlardan farklı tepkiler verebildiğini düşündürüyor. Ancak tekil gözlemler, hayvanların yaklaşan afetleri önceden bildiğini kanıtlamaya yetmiyor.
Hayvanlar hangi değişimleri algılıyor olabilir?
Bu davranışların nedeni kesin olarak açıklanmış değil. Araştırmacıların değerlendirdiği olasılıklardan biri, fay hatlarında deprem öncesinde biriken yüksek gerilimin yeryüzünde elektromanyetik değişikliklere yol açması.
Bu değişikliklerin havadaki molekülleri iyonlaştırarak bazı hayvanların algılayabileceği sinyaller oluşturabileceği öne sürülüyor. Başka bir açıklama, yer altındaki basınç artışının insanların duyamadığı düşük frekanslı sesler üretmesi ya da çevrede kimyasal değişimlere neden olması.
2001’de Hindistan’ın Gujarat bölgesinde yaşanan depremden önce uyduların karbonmonoksit seviyesinde ani bir yükseliş kaydetmesi, kimyasal değişimlerin incelenmesine yol açan örnekler arasında yer alıyor.
Türlerin duyuları farklılık gösteriyor
Hayvanların duyusal yetenekleri türlerine göre değişiyor. Filler çok düşük frekanslı seslerle iletişim kurabilirken deniz kaplumbağaları Dünya’nın manyetik alanındaki değişimleri algılayabiliyor. Bu farklılıklar, türlerin doğal olaylar öncesinde ortaya çıkabilecek fiziksel ya da kimyasal değişimlere ayrı biçimlerde tepki vermesini mümkün kılabilir.
Hayvan davranışları tek başına erken uyarı değil
Hayvan davranışlarının resmi bir deprem erken uyarı sistemine dönüştürülmesi için anlık gözlemler yeterli değil. Davranışların düzenli olarak izlenmesi, çevresel verilerle karşılaştırılması ve benzer sonuçların çok sayıda olayda tekrarlanması gerekiyor.
Şimdilik sıra dışı hayvan davranışları, doğal afet araştırmalarında dikkate değer bir ipucu olarak görülüyor. Ancak bunların tek başına güvenilir bir tahmin yöntemi olduğu gösterilmiş değil.